A*STAR – Institute for Infocomm Research’de (I2R) Staj

Yaz stajını “Güney Doğu Asya’nın TÜBİTAK’ı” A*STAR’da yapan Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 3. Sınıf öğrencisi Mert Aytöre ile keyifli ve bilgilendirici bir röportaj yaptık.

astars

 

 

 

 

 

 

 

A*STAR ve Institute for Infocomm Research (I2R) nedir?

Aslında açılımı “Agency for Science, Technology and Research” olan A*STAR, Singapur sektöründe lider olup, araştırmaya dayalı yenilikçi ve toplum yararına teknolojiler geliştiren bir şirkettir. Ya da şirket tanımına yapılacak en güzel benzetme ile: Singapur’un TÜBİTAK’ı. A*STAR, projelerinin içerikleri bakımından daha çok Elektrik ve Elektronik Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği, Biyomedikal bilimler ve Malzeme Mühendisliği’ne hitap ediyor. Bu alanlar için ise toplamda 20 tane alt birime ayrılmış durumda. I2R (i-squared-r) ise bu birimlerin en büyüklerinden biri. I2R da kendi içerisinde 10 farklı araştırma bölümüne ayrılıyor. Bense stajım boyunca Human Language Technology (HLT) bölümünde Natural Language Processing (NLP) üzerine çalışma fırsatı yakaladım. İçinde bulunduğum bölüm genel olarak ses işleme, ses tanıma, sinyal işleme ve doğal dil işleme üzerine çalışıyor.

Neden I2R? Staja nasıl başvurdun? Nasıl kabul aldın? I2R aday stajyerlerden neler bekliyor, aradıkları özellikler/yetenekler neler?

Bilkent’te 2. sınıfın ilk döneminde bölümümüzden bir hoca ile doğal dil işleme üzerine ortak bir çalışmada bulunmuştum ve bu alandaki ilgimin temellerini bu çalışma oluşturdu diyebilirim. Bu çalışmada bir yazarın kitabındaki karakterlerin üsluplarındaki benzerlikleri incelemiştik. Bunun sonucunda ise bu alana karşı bir ilgimin olduğunu ve yaz stajımı bu alan uzerine yaparak değerlendirebileceğimi düşündüm. Birinci ve ikinci dönemim boyunca Avrupa ve Kuzey Amerika’ya yönelik staj başvurularım olmuştu ama 2. sınıfı yeni bitirecek olmamla beraber oralardan kabul alamamıştım. Ben de başvurularımın yönünü değiştirip adını ilk defa arkadaşlarımdan duyduğum A*STAR’ın lisans öğrencilerine sağladığı Singapore International Pre-Graduate Award (SIPGA) bursuna uzun bir araştırma sürecinden sonra başvurdum. Daha önce çalışma yaptığım alanla en çok ilgilenen alt birim I2R olduğu için de I2R’ı seçtim.

Başvuru yaparken transkriptimi, ilgilendiğim alanları ve bir de referans mektubu istediler. İstenilenleri tamamlayıp A*STAR’ın İnsan Kaynakları birimine belgelerimi yolladıktan hemen sonraki sabaha benimle telefon görüşmesi yapmak istediklerini söyleyen bir e-posta aldım. Bu aşama başvuru yapan herkes için böyle mi işliyor pek emin değilim ama telefon görüşmesinde 2. sınıfta yaptığım çalışmam ve daha çok beni tanımaya yönelik soruları cevapladım. Aradan yaklaşık 2 ay geçip hiçbir haber almamışken bir anda çalışma vizesi için doldurmam gereken belgeleri içeren bir e-posta aldım. Yaza doğru yaklaşırken apar topar belgeleri doldurdum ve uçak biletimi alıp yola çıktım.

Biraz stajın içeriğinden bahseder misin? Stajda neler yapıyorsun, hangi bölümde çalıştın ve görevlerin nelerdi? Stajın süresi ne kadardı?

I2R, benim gözlemlediğim kadarıyla, stajyerlerini araştırma yapmaya ilgili, öğrenmeyi seven ve daha önce o alanda çalışmış öğrencilerden seçiyor. A*STAR’ın SIPGA bursu ile en az 3 en fazla 6 ay I2R’da staj yapılabiliyor. Benim de stajım tüm yaz dönemimi kapsayacak şekilde tam 12 hafta sürmüştü. Çalışma saatleri olarak; 09.00 – ~18.00 arası laboratuvara gidip geliyordum. I2R’ın Human Language Technology (HLT) biriminin öğrenci laboratuvarlarının birinde dünyanın farklı yerlerinden gelen 8 Doktora ve 1 Lisans öğrencisiyle beraber çalıştım. Genel olarak herkesin bir gözetmeni ve çalıştıkları alanla ilgili bir projesi oluyordu.

Stajım boyunca 3 farklı projede çalıştım. Bunların ilk ikisi daha çok gözetmenimin araştırma alanını öğrenmeye yönelik alt projelerdi diyebilirim. Son projemde ise Deep Learning (Derin Öğrenme) yardımıyla kendi oluşturduğum veri seti üzerine sınıflandırma/sıralama yapacak bir model oluşturdum.

Stajımın başlarında oldukça fazla şey öğrendim ve ortasından sonlarına doğru bunları uygulama fırsatı yakaladım. Bahsettiğim süreçte ise gözetmenimle beraber toplantılar yapıp durum değerlendirmeleriyle hep bir sonraki aşamaya ilerledim. Genel olarak görevlerim bunlardı.

asv

Stajım boyunca bulunduğum çalışma ortamı

 

ef

Ara vermeye çıktığımız dinlenme salonu manzarası

Staj sırasında nerede ve nasıl konakladın? Ne yedin-içtin, nereleri gezdin? Ulaşım, yaşam, eğlence vs. nasıl?

Singapur’a gitmeden önce detaylıca konaklama araştırması yapmıştım ve gitmeden bir hostelde kendime oda ayırtmıştım. Hostelde 2 hafta kaldıktan sonra orada daha fazla kalamayacağımı anlayıp staj yaptığım yere yakın ve ulaşımı çok daha kolay olan başka bir yer bulup oraya taşındım. Taşındığım yer oldukça rahattı ve hiçbir sıkıntı yaşamadım.

Singapur’daki yemekler ilk başta oldukça ilginç geldi çünkü tamamıyla farklı bir yemek kültürü olan bir ülkeye adım atmıştım. Subway, McDonald’s, Burger King, Pizza Hut vs. hepsi vardı ama bu tür yemekleri her gün tüketmek pek de sağlıklı değildi. Fast food dışında ülkede neredeyse her sokağın başında yemek alanları (food courts, Hawker centres) bulunuyor. Bu tür yerlerde daha çok farklı ülkelerin kendilerine özgü yemeklerini sattıkları yerler oluyor. Kore, Japon, Endonezya ve (bazı) Hint yemekleri en çok yediklerim arasındaydı diyebilirim. Bu yemekler de başlarda çok farklı gelmişti ama alıştıkça aslında oldukça güzel olduklarını düşünmeye başlamıştım.

‘’Bunca farklı ülkenin yemekleri var da Türk yemekleri yok muydu??’’ diye sorarsanız da, evet vardı. Hatta staj yaptığım yere yaklaşık 200 metre uzakta çok güzel bir Türk restoranı var (Yolunuz düşerse adı Arkadaş Cafe :P) Hasret duydukça (aşırı bir şekilde olmadı aslında), bazen de yabancı arkadaşlarımın isteği üzerine birkaç defa Arkadaş Cafe’de yemek yemiştim.

Singapur, Ekvator’a olan yakınlığından da tahmin edebileceğiniz üzere, oldukça sıcak bir ülke. O yüzden toplu taşımalarda (metro ve otobüs) ve kapalı alanlarda hep klima en fazla 20 dereceye ayarlı şekilde tutuluyor. Tamam belki tam 20 derece değildir ama her kapalı alana girişinizde yüzünüze doğru bir soğuk yiyorsunuz ve buna alışmak da biraz zaman alıyor. Az önce ulaşım demişken, ülkenin neredeyse her yerine 1 metro + 1 otobüs ile gitmek mümkün. Başta kulağa pek inandırıcı gelmiyor ama ülkenin yüz ölçümünün neredeyse Çankaya kadar olduğunu bilince aslında gayet başarılı.

Singapur’un etrafında gezilip görülebilecek oldukça fazla yer var ama maalesef ben Singapur’un dışını görme fırsatı pek yakalayamadım. Dışını bir kenara koyarsak Singapur’un içini karış karış gezdim. Şehrin içinde birkaç kez doğa yürüyüşlerini çıktım, maymunlar, yılanlar, kertenkeleler, kuşlar vb. canlılarla birçok kez karşılaştım ama hepsi ayrı ayrı keyifliydi. (Sivrisinek ısırınca çok şişiyor, o hiç keyifli değildi ama :/) Diğer arkadaşlarımla beraber bisiklet turuna çıktım. Hatta hayatımda ilk defa bir hortuma bu kadar yakın oldum. (Fotoğraf biraz aşağıda) Şimdi deyince pek inandırıcı gelmeyecek ama biz fotoğrafını çekene kadar hortum küçüldü 😀 Ama evet aslında daha büyüktü. Bunların dışında ise ülkenin eğlence merkezi olan Sentosa Adası’nda bulunan Universal Studios’a 6 aylık üyelik kartı alıp neredeyse 10 kere Universal Studios’a gittim. Bir süre sonra hangi saatlerde hangi roller coaster sırasının en az olacağını öğrendik ve her gidişimizde ona göre plan yapar olduk.

Özetle, başlarda Singapur hakkında pek bir fikrim yokken keşfettikçe çok güzel vakit geçirdiğim bir yer halini aldı.

av

 

East Coast Park (Sağımdaki Mehmet Furkan Şahin, en sağdaki de hortum)

Bunların dışında Erdem Singapur hakkında ne diyorsa doğrudur, eonun da yazısını okumanızı şiddetle tavsiye ederim  (Link de bırakmış olayım http://ieee.bilkent.edu.tr/teknoloji101/?p=3900)

I2R’de çalışmak nasıl? Türkiye’de ve yurt dışında staj yapmanın artıları ve eksileri neler? Stajın sana neler kattı?

Açıkçası bu benim ilk stajımdı ve kendime teknik açıdan oldukça çok şey kattığımı düşünüyorum. Türkiye’de normal şartlarda kullanma şansımın zor olduğu ancak I2R’da mevcut olan ekipmanları ve teknolojileri kullanma fırsatı yakaladım. Gözetmenimin bana ve projeme olan ilgisiyle araştırma alanı hakkında fazlaca bilgi sahibi oldum ve vakit elverdiğince bunu pratiğe dökebilme şansım oldu. I2R’daki imkanların bir araştırma stajı için oldukça yeterli hatta daha fazla olduğunu söyleyebilirim.

Sosyal anlamdaysa da gerek laboratuvarımdaki insanlarla gerek diğer SIPGA bursiyerleriyle çok iyi ilişkiler kurdum ve farklı kültürleri tanıdım. Eğer stajımı Türkiye’de yapmış olsaydım teknik ve sosyal anlamda sanıyorum kendime daha az şey katmış olacaktım.

I2R özelinde ve yurt dışında staj yapmak isteyenlere neler tavsiye edersin? Buraya gelmeden önce ve gelince mutlaka yapılması gerekenler nelerdir?

SIPGA bursuna başvurmuşsanız ya da başvurmayı düşünüyorsanız, başvurularınıza hemen cevap alamayabilirsiniz. Açıkça reddetmedikleri sürece muhtemelen işin içinde bürokrasi vardır. Ancak bürokrasisi oldukça fazla olan bu şirkette bence işler hızlı ilerliyor. Ayrıca Singapur’a gelmeden konaklama ayarlamak biraz zor. Ucuz ve merkezi bir konaklama daha da zor ama imkansız değil. Konaklama konusunda A*STAR pek yardımcı olamıyor ama yer ararken yeterince vakit geçirince eninde sonunda güzel bir yer bulunuyor.

Gelince mutlaka yapılması gerekenlere sanırım şunu söyleyebilirim: konaklama yerinize eşyalarınızı bıraktıktan sonra eğer saat akşam 7’yi geçmemişse direkt Gardens by the Bay’e gitmelisiniz. Her akşam Garden Rhapsody adında çok güzel bir ışık şovu oluyor ve bence kesinlikle görmeye değer.

asdv

Garden Rhapsody

Staj süresince yaşadığın ve anlatmak istediğin ilginç bir anın var mı?

Her ne kadar Singapur’un ana dillerinden biri İngilizce olsa da bazı zamanlar konuştuğunuz İngilizce’nin onlarınkiyle aynı olmadığını düşünüyorsunuz. Hikayenin ana kahramanı ben olmasam da olaya tanıklık ettiğim için paylaşmak istedim yine de. I2R’ın bulunduğu iş merkezinin altında poğaça ve türevlerini satan kafe tarzı bir yer vardı ve  çeşit çeşit poğaça satıyorlardı. Türkiye’den bir arkadaşım benden sonra staja gelmişti ve yiyecek bir şeyler arıyorduk. Poğaçacıya gidip çeşitlere bakarken arkadaşım ne istediğini tezgahın arkasındaki kadına söyledi ve dediği çok da basit bir cümleydi: ‘’One curry chicken bun please.’’ Arkadaşım bunu dedikten sonra nasıl oldu anlamadık ama kadın bir anda 3 tane poğaçayı almış torbaya doldurmuş ve bize vermeye çalışıyordu. Biz olayı başta anlamadık çünkü arkadaşımın söylediği cümlede ne ‘’three’’ geçiyordu ne de ona benzer telaffuz edilebilecek herhangi bir kelime. Sonra 3 tane istemediğimizi söyledik ve bunun üzerine bir de azar işittik işte o zaman niye ona 3 tane poğaça koydurtmuşuz da vs. Sonunda biz poğaçamızı ve azarımızı aldık, paramızı ödeyip oradan ayrıldık.

İkisi de aynı İngilizce olmasına rağmen insanı İngilizce bildiğinden şüphe ettiren bir ülke olduğuna karar verdik Singapur’un. Başka zamanlarda da aynı şeyleri söyleyip azar işitmelerime rağmen, yine de Singapur’u bu haliyle de çok beğendim.

Son olarak Teknoloji101 okurlarıyla paylaşmak istediğin bir şey var mı?

A*STAR’da staj ya da Singapur hakkında herhangi bir sorusu olanlar için e-posta adresim:

aytoremert@gmail.com

aytöre

TEŞEKKÜR EDERİZ.

Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi
IEEE Bilkent Teknoloji101 Koordinatörü
Bilkent Bilgi ve Tanıtım Ofisi’nde (BTO) rehber