EPFL’de Staj

Summer@EPFL programıyla, dünyanın en iyi ve saygın üniversiteleri arasında gösterilen École Polytechnique Fédérale de Lausanne (EPFL)’de yaz stajı yapan Sena Kıcıroğlu ile röportaj yaptık.

EPFL Logo QUADRI

Neden EPFL?

EPFL, içinde çok sayıda araştırma grubu barındıran, Avrupa’nın en başarılı okullarından biri. QS University Rankings listesine göre 2016’da dünyada 14., Avrupa’da ise 6. oldu. Ben de tabi ki böyle bir üniversitenin bir parçası olmak, orada nasıl araştırmalar yapılıyor görmek istedim. Önceki senelerde EPFL’ye öğrenci değişim programı ile giden arkadaşlarım da çok övüyorlardı, epey merak ediyordum.

EPFL’yi seçmekte bir diğer nedenim İsviçre’yi görmek istememdi. İsviçre yaşam şartlarının iyiliğiyle ve doğal güzellikleriyle bilinen (Heidi, Alpler…) bir ülke. Daha önce Avrupa’da uzun süreli yaşama imkanım da olmamıştı. Benim için güzel bir fırsat oldu bu staj.

Staja nasıl başvurdun? Nasıl kabul aldın? EPFL aday stajyerlerden neler bekliyor, aradıkları özellikler/yetenekler neler vs?

Staja Summer@EPFL programı aracılığıyla internetten başvurdum. Başvuruda istenilenler; CGPA, okuldaki sıralaman, ve bir niyet mektubu. Hoca referansı kesinlikle istenmiyor (ki bence istememeleri biz öğrenciler açısından çok iyi bir şey). Niyet mektubunun en önemli noktalardan birisi olduğunu düşünüyorum. Tam olarak nelerin ilgini çektiğini güzel ifade edebiliyorsan ve bu eleme yapan hocaların gözüne çarparsa, kabul alma şansın artıyor. Mesela ben hep embedded hardware design üzerine yazmıştım; önceden bu konuda yaptığım projeler, önceki stajımda da benzer bir konuda çalışmış olmam gibi.

Başvururken sizden hangi alanla ilgilendiğinizi seçmenizi istiyorlar ve ben çok net bir seçenek seçememiştim (embedded hardware’ın hangi kategoriye girdiğine karar verememiştim). Ama niyet mektubum embedded hardware hakkında aldığım dersler ve yaptığım projeler ile ilgiliydi. Seçildiğimde de bu alanla uğraşan bir laba alındığımı gördüm. Yani niyet mektuplarını büyük bir dikkat ile okuduklarına eminim. CGPA’yi ne kadar dikkate alıyorlar bilmiyorum, ama oraya gittiğimde gözlemlediklerime göre, gelen diğer öğrenciler okullarının en başarılı öğrencileri arasındaydı.

Biraz stajın içeriğinden bahseder misin? Stajda neler yapıyorsun? Nerede/hangi bölümde çalıştın? Görevlerin neler? Kaç gün sürüyor?

Stajda Processor Architecture Lab (LAP)’ta çalıştım. Aslında 3 aya kadar çalışabiliyorsunuz, ama ben 2 ay çalışmak istedim. Benden Intel HARP diye heterojen (hem FPGA hem CPU kullanılan, bu ikisinin iletişim halinde oldukları) bir platform için harf dizlerini sıraya dizen bir algoritma (string sorting) yazmamı istediler. HARP bilindik bir platform değil, henüz piyasada kullanılmıyor, sadece araştırma projelerinde kullanılıyor. Onunla çalışma olanağımın olması çok heyecan vericiydi. Stajımda yapmam gereken şey, string sorting algoritmasını bu sistemi kullanarak hızlandırmaktı. FPGA’ler paralel işlemleri çok hızlı yapabilirler, CPU’lar ise tek koldan yürüyen işlemleri çok hızlı yapabilir. Benim görevim bu algoritmayı en hızlı çalışacak şekilde FPGA ile CPU arasında paylaştırıp kodlamaktı.

14813235_10211695070035618_2139526838_o

Staj sırasında nerede ve nasıl konakladın? Ne yedin-içtin? Nereleri gezdin? Ulaşım, yaşam, eğlence hayatı nasıldı?

Konaklamamı benim için çalıştığım labın sekreteri buldu. EPFL’ye 40 dakika mesafede bir apartmanın bir odasında kaldım. Ev arkadaşlarım da yine aynı labda staj yapan bir Rus ve başka bir labda post-doc yapan bir Alman’dı. EPFL’ye ulaşımımı 2 vasıtayla sağlıyordum ve zor hiçbir yanı yoktu. Lozan küçücük bir şehir, ona rağmen 2 metro hattı ve her yere uzanan bir otobüs ağı var.

Öğlen yemeklerini genelde okulda diğer Summer@EPFL stajyerleri ile yiyordum. Yemekler genelde alıştığımız fast food türü yemekler. Akşam yemeklerini ise evde kendim yapıyordum, çünkü sürekli dışarıda yemek çok pahalı! Normal bir öğün genelde 10 CHF (yaklaşık 30 TL)’den aşağı olmuyor.

Lozan’da gezilecek çok yer yok, çok sakin bir şehir. Etrafı tarlalarla çevrili, AVM diye bir kavram yok mesela. Her yer akşam 6-7 gibi kapanıyor, pazar günü ise hiçbir yer açık değil. İşe erken gidip erken çıkmayı başarabilirseniz akşamüstü şehir merkezindeki dolanabilirsiniz. Onun haricinde Uşi limanı göl kenarında yürüyüp parkta sakin bir akşam geçirmek için güzel bir yer. Burada sıkça festival havasında küçük etkinlikler yapılıyor (hiç değilse yaz akşamları için bunu söyleyebilirim).

İsviçre çok büyük bir ülke değil ve her şehrine trenle gidebilirsiniz (biraz pahalı da olsa). Ben Bern, Cenevre, Zürih, Basel gibi çok uzak olmayan şehirleri gezme fırsatı buldum. Ayrıca Fransa ve Almanya da çok yakın, hafta sonları gezi düzenlemek için ideal.

14215386_10211695037234798_1641815568_o

Stajın sana neler kattı?

Stajım bana hangi alanda çalışmak istemediğimi gösterdi. Embedded hardware ile ilgili dersler almış, projeler yapmıştım. Çok sevip sevmediğimden emin değildim, ama “becerebiliyorum ve nerdeyse hep bununla uğraştım, o yüzden bu alana yönelmeliyim” diye düşünüyordum. Stajdaki arkadaşlarım çok yardımseverdi ve lab ortamı çok güzeldi ancak ileride bu konuda çalışmaktan çok keyif almayacağımı fark ettim. Bu staj bana en çok alan seçimimde yardımcı oldu diyebilirim.

EPFL özelinde ve yurt dışında staj yapmak isteyenlere neler tavsiye edersin? Buraya gelmeden önce ve gelince mutlaka yapılması gerekenler nelerdir?

EPFL’de staj yapmayı düşünüyorsanız bu programı kesinlikle kaçırmayın. Ancak tek şansınız bu program değil. İddialı bir öğrenciyseniz, ilgi duyduğunuz alanda çalışan bir hocayla haberleşip kendinize staj ayarlamanız da mümkün. Ancak aklınızda bulunması gereken en önemli nokta konaklama. Lozan’da hemen konaklama bulmak nerdeyse imkânsız, dolayısıyla kabul alır almaz konaklama aramaya başlamalısınız. Başvurduğunuz labın sekreterinden yardım almanız da mümkün.

Yaşadığın ilginç/komik bir anı ya da İsviçre/okulla ilgili duyduğunda şaşırdığın bir şey oldu mu?

EPFL’ye Erdem Bıyık ile birlikte gittim, exchange için Singapur’a da birlikte gitmiştik zaten (hatta onun da Singapur’da gittiğimiz okul hakkındaki röportajı Teknoloji101’de yayınlanmıştı: http://ieee.bilkent.edu.tr/teknoloji101/?p=3900 ). Fraunhofer’da staj yapan arkadaşlarımızla Berlin’de buluşacaktık, bize uzak olduğu için gece trenine bindik. İlk binişimiz olduğu için nasıl işlediğine dair hiçbir fikrimiz yoktu, rezervasyon filan da yaptırmamıştık. Şans eseri boş bir koltuk bulduk ve oturduk. Trenin ana durakları “Zürih-Berlin-Prag” olarak gözüküyordu. Tren herhalde Berlin’den sonra Prag’a gidiyor dedik, ama biraz mantıksız gibiydi. Meğer tren Leipzig’de ikiye ayrılıyormuş ve yarısı Prag’a yarısı Berlin’e gidiyormuş- ve biz tamamen şans eseri doğru vagondaymışız. O sabah uyandığımızda kendimizi Prag’da da bulabilirdik. Bu da ilginç bir anımdır.

14796251_10211695075475754_262418307_o

Bizi kırmayıp röportaja katıldığın için teşekkür ederiz.

Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi
IEEE Bilkent Teknoloji101 Koordinatörü
Bilkent Bilgi ve Tanıtım Ofisi’nde (BTO) rehber