National University of Singapur (NUS) Öğrenci Değişim Programı

Bu yazımızda, üçüncü sınıf ikinci döneminde değişim programı ile Singapur’daki National University of Singapore’a (NUS) giden Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği öğrencisi Erdem Bıyık, Teknoloji 101 okurlarıyla değişim programı tecrübelerini paylaştı.

NUS_logo_full-horizontal

Neden NUS?

NUS’u seçmemde birden fazla faktör etkili oldu diyebilirim. Öncelikle, NUS dünya üniversite sıralamalarında çok önde gelen bir üniversite. Örneğin QS sıralamalarında dünya altıncısı ve mühendislikte de dünya dördüncüsü olarak gösteriliyor. Akademik kariyer düşünen biri olarak böyle başarılı bir üniversiteye gitmenin bana yararlı olacağını düşündüm.

Ayrıca, hem akademik kariyer istediğim hem de mühendislik okuduğumu göz önünde bulundurarak, ileride Avrupa’ya da Amerika’ya da gideceğimi düşündüm. Dolayısıyla ben de gezmeyi seven birisi olarak; farklı yerler, farklı kültürler görmek istedim.

Son olarak da Bilkent’teki yurt arkadaşımın etkisi olduğunu söyleyebilirim. Ben değişim programı için başvurumu yaptığım zamanlarda, o aynı program ile aynı üniversitedeydi ve çok memnundu. Sosyal medya üzerinden de takip ettiğim kadarıyla da gerçekten oralarda yapacak, görecek çok şey vardı.

 

Nasıl başvurdun? Kabul süreci nasıl işliyor? 

NUS ile yapılan değişim programı Bilkent ve NUS arasındaki bir “Bilaterel Exchange Agreement”, yani karşılıklı değişim anlaşması sayesinde mümkün oluyor. Yani Erasmus’tan farklı. Erasmus, sadece Avrupa için geçerli diyebileceğimiz bir programken, Avrupa dışı ülkelerdeki üniversitelerle yaptığımız değişim bu anlaşmalarla gerçekleşiyor. Dolayısıyla NUS’a başvurumun ve kabul sürecimin ABD’deki bir üniversite ile yapılan değişim programı ile aynı olduğunu söyleyebilirim.

Bilkent tarafında, TOEFL’a girmeniz ve neden değişim programına katılmak istediğinizi anlattığınız bir “niyet mektubu” yazmanız gerekiyor. Daha sonra üç üniversite tercihi yapıyorsunuz. Bilkent tercihlerinizi değerlendirirken şu kriterleri göz önünde bulunduruyor: Genel ortalamanız (CGPA), TOEFL puanınız ve ENG101/102 notlarınız. Kesin bir bilgim olmasa da en büyük önemin not ortalamasına verildiğini söyleyebilirim. Bunlar dışında bir de bölümünüzden değişim programı koordinatörü olan hoca veya hocalarla bir mülakat yapıyorsunuz. Bu mülakat Türkçe veya İngilizce olabiliyor. Programa kabul edildikten sonra vazgeçmeyeceğinizden emin olmak istiyorlar.

NUS tarafında da bir kabul aşaması oluyor aslında ama bildiğim kadarıyla Bilkent’in gönderdiği liste şu ana kadar hep kabul edilmiş. Ayrıca Bilkent öğrencilerinden TOEFL puanı vs. de istenmiyor. Online olarak pek çok prosedürü tamamlamanız gerekiyor (öğrenci vizesi, sağlık sigortası, ders seçimleri, yurt başvuruları vs.) ve bunlar çok karışık görünebilir. Ancak oraya gittiğinizde her şey çok hızlı ve sistematik bir şekilde çözülüyor.

P_20150912_165616_PN

 

Alışma sürecinde neler yaşadın? Sana zor gelen şeyler oldu mu? Singapur ve Türkiye’de okumak arasında ne gibi farklar var? Singapur ve Türkiye arasındaki kültürel farklılıklar neler? Türkiye’den gelen bir öğrenci Singapur’da yaşamakta zorlanır mi?

“Alışma süreci” deyince aklıma oradaki ilk zamanlarım geliyor. Sanırım benim için en büyük zorluk iklimdi. Singapur, 1 derece kuzey enleminde yer alıyor. Yani ekvatora çok yakın. Bu sebeple de tüm yıl boyunca sıcak. Her ne kadar termometreler sürekli 33 dereceyi gösteriyor olsa da sürekli yüksek nem olduğu için hissedilen sıcaklık genelde 39 derece civarı görünüyordu. Okuyanlar, Türkiye’nin bazı bölgelerinde de yazları böyle olduğunu düşünebilir ama ben yine de oranın daha farklı olduğunu belirteyim :) Ayrıca çok sıcak olmasına rağmen sık sık yağmur da yağıyor ve katiyen çiselemiyor; her seferinde bardaktan boşanırcasına yağıyor. Ama bizim alıştığımızın aksine hava yine de soğuk olmuyor. Oradayken ailemle konuştuğumda şöyle demiştim: “YAĞMUR BİLE SICAK YAĞIYOR!”.

Bunun dışında bir de Singapur’un sistemliliği ve kuralcılığı konusu var. Ülkede pek çok değişik kural ve yasak var. İnternette basit bir araştırmayla bunları öğrenebilirsiniz, ben birkaç örnek vereyim: Ülkede sakız tamamen yasak. Satmak da çiğnemek de. Zaten sakız bulamıyorsunuz, çünkü herkes mükemmel bir şekilde kurallara uyuyor. Bir diğer ilginç kural da: İstasyonlarda ve toplu taşıma araçlarında bir şeyler yemek içmek (su dahil) yasak. Ve cezalar epey ağır. Pek çok para cezasının mevcut olmasının yanında ülkede kırbaç ve idam cezaları da var. İdam cezası sadece uyuşturucu için veriliyor olsa da kırbaç gibi bir cezanın varlığı gitmeden önce bizi korkutmuştu. Fakat ilk birkaç haftadan sonra aslında hiç gergin bir durum olmadığını anladım. Burada yanlış anlaşılmaması için belirteyim, insanların kurallara uyma sebebi cezaların ağırlığı değil, hepsinin çok iyi ve düzenli bir eğitim almış olması.

Singapur ve Türkiye’de okumak arasında mutlaka farklılıklar vardır. Ancak Bilkent’in de Singapur’daki üniversitelerin de Amerikan sistemlerini kullandıkları düşünülürse temelde büyük farklar yok. Benim için en önemli fark ders yüküydü. Ders yükü Bilkent’e göre çok daha azdı.

Kültürel farklılıkları saymak gerçekten zor, çünkü benzerlikleri say deseydiniz bir tane bile bulmak için çok düşünmem gerekirdi. Singapur, 5 milyondan fazla nüfusuyla Yalova’dan daha küçük bir alana kurulmuş bir şehir. Ama bu Yalova’dan küçük olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü örneğin biz Türkiye’de bir şehirden çıkarken önce şehir merkezinden çıkarız, daha sonra ise geniş tarım alanlarını, ormanları, dağları vs geçer ve il sınırına ulaşırız. Singapur’da ise boş alan yok. Ülkenin tamamı şehir merkezi. Tarım veya hayvancılık dahi yapmıyorlar. Dolayısıyla şehir çok büyük. Nüfusun %75 kadarı etnik köken olarak Çinli, %13 kadarı ise Malezyalı. Malezyalılar müslüman oldukları için dini anlamda birkaç ortak nokta bulmak mümkün. Ama sanırım hepsi bu.

Fakat bu farklılığa rağmen ben herhangi bir insanın Singapur’da yaşamakta zorlanabileceğini düşünmüyorum. Çok turistik bir şehir ülkesi olmanın da etkisiyle tüm sistemlerini çok güzel oluşturmuşlar. Her şey o kadar düzenli ki bir şekilde hata yapmanız, kaybolmanız falan mümkün olmuyor. Oraya giden bir Türk için belki tek sorun yemekler olabilir. Türk mutfağına alışmış bir insan Asya yiyeceklerini başta çok kötü bulabilir. Fakat her yerde “Çin Yemeği”, “Malay Yemeği”, “Thai Yemeği”, “Endonezya Yemeği”, “Batı Yemekleri”, “Kore Yemekleri” gibi pek çok seçenek mevcut. Dolayısıyla seçme şansınız oluyor (her ne kadar çoğunda pirinç yemek zorunda olsanız da)  ve seveceğiniz şeyler bulabiliyorsunuz. Önceden hiç Uzakdoğu veya Güneydoğu Asya yemeği yememiş biri olarak oradayken Türk yemeklerini çok özlemiş olsam da, şu anda da oradaki yemekleri özlediğimi itiraf etmeliyim :)

 

Dersler nasıldı? (Bilkent ile karşılaştırdığında) Hangi dersleri aldın ve dersleri saydırabildin mi?

Bilkent öğrencileri bilir: Bilkent’te pek çok ödev, quiz, lab ve proje ile uğraşırız. Orada ise notlarımızın %50 ila %80 arası bir kısmı sadece final sınavına bağlıydı. Geri kalanı ise midterm’lere (vizelere), dönem boyu toplam iki kere gittiğimiz lab notlarına ve dönem projesine bağlıydı. Yani sürekli olarak bir şeyler yapmamız gerekmedi. Bu da hem sosyal yaşamımız hem de gezilerimiz için bize büyük kolaylık sağladı.

Ayrıca, hocalar dersleri hep slaytlar üzerinden anlatıyorlardı ve dersin tüm materyalleri internete konuluyordu. Derslere devam zorunluluğu ise hiçbir dersimde yoktu. Buna rağmen öğrenciler tüm derslere gidiyordu.

Ben oradayken beş ders aldım. Bu önemli bir ayrıntı: NUS, değişim öğrencilerinin en az 3, en fazla 5 ders almasına izin veriyor. Gitmeden önce almayı düşündüğünüz dersleri Bilkent’teki bölümünüzdeki değişim programları koordinatörüne iletiyorsunuz ve sayılıp sayılmayacağı hakkında fikriniz oluyor. Buna göre karar değiştirebiliyorsunuz. Benim aldığım derslerin tamamı elective veya must olarak sayıldı ve Bilkentteki karşılıkları şöyleydi:

  • Feedback Control Systems – EEE342 Feedback Control Systems
  • Engineering Professionalism – GE301 Science Technology and Society
  • Communication Systems – EEE431 Telecommunications I
  • Signal Processing Methods – EEE Elective
  • Intro to Comp Vision & Image Processing – EEE Expanded Elective

Ayrıca biz, benim dönemimde, Bilkent’ten dört kişi gitmiştik. Diğer arkadaşlarım üçüncü sınıf birinci dönemlerdi. Onlar da “Signals and Systems”, “Engineering Electromagnetics”, “Electronic Circuit Design” gibi dersleri orada alıp Bilkent’te saydırdılar. Yani hiçbirimiz için ders transferi anlamında bir sorun olmadı.

 

Değişim programıyla NUS’ta bir dönem geçirmenin sana neler kattığını düşünüyorsun?

Üniversite hayatımın en güzel tecrübesiydi diyebilirim. Hem çok farklı kültürler tanıdım hem de çok fazla gezdim. Bilkent’teyken dönem boyunca Ankara dışına neredeyse hiç çıkmayan ben, oradayken bir dönemde 6 ülke ve 14 şehir gezdim (Tabi bunda yurttan çıkınca 2 saatte Malezya’ya gidebilmemin de etkisi olabilir.). Singapur’un turistik yerlerini sürekli gezmeme rağmen bitiremedim. Farklı etkinlikler izledim, farklı eğlence merkezlerinde zaman geçirdim. Hepsi birbirinden güzeldi.

Akademik ve mesleki anlamda da, farklı bir eğitim sistemini tanıdım ve çok yoğun olmadan da çok şey öğrenebildiğimi gördüm. Ayrıca Bilkent’te olmayan bazı alanları tanıma, bazı derslere girme şansı buldum.

Jpeg

Maya Beach, Phuket Adası, Tayland

Exchange veya Erasmus programlarına katılmak isteyen öğrencilere ne gibi tavsiyelerde bulunursun? NUS’a geleceklere neler tavsiye edersin?

Öncelikle, böyle bir programa gitmelerini kesinlikle tavsiye ederim. Neresi olursa olsun. Gitmeye karar verdiklerinde ise Singapur’u tavsiye ederim :) NUS’a da Nanyang’a da gidebilirler. Zaten üniversite sıralamalarına bakarsanız ikisi de çok çok başarılı üniversiteler.

NUS’a gideceklere spesifik olarak bir şey söylemek zor. Singapur diye genelleştirdikten sonra, tek öğüdüm: Gezebildiğiniz kadar gezin. Çevre ülkeler için aynısını söylemem ama Singapur çok güvenli bir ülke. Dünya suç indeksinde Güney Kore’nin ardından en güvenli ikinci ülke olarak gösteriiyor. O yüzden eğlenmenize bakın ve bu güzel ülkenin tadını çıkarın :)

 

Exchange süresince nerede konakladın, neler yedin-içtin? Nereleri gezdin?

Üniversitenin yurdunda konakladım. NUS tüm değişim öğrencilerine yurt verebiliyor. Nanyang da çoğuna veriyor ama oradan birkaç arkadaşım üniversite dışında konaklıyordu. Fiyatlar Türkiye’ye göre biraz pahalı. Ama alıştıktan sonra, geziler ve yurt ücreti hariç, ayda 400 Singapur Doları gibi bir parayla yaşamak mümkün oluyor.

Pek çok yerde McDonald’s, Subway gibi fast-food restoranları bulmak mümkün. Bunlar haricinde biz hep “food court” denen yerlerde yedik. Bu yerlerin özelliği şu: Geniş bir alanda bir sürü masa ve büfe var. Her büfe farklı bir çeşit yemek satıyor. Siz istediğiniz büfeden yemeğinizi alıyorsunuz. Bir de içecek büfesi oluyor. Oradan da içeceğinizi alıp oturuyor ve yiyorsunuz. Biz Türkler olarak Endonezya yemeklerini, Hint yemeklerini ve Batı yemeklerini tercih ettik genelde. Sanırım tatları bizim yemeklerimize biraz olsun benzediği için. Ben Malay yemeklerini de beğenmiştim ama arkadaşlarım sevmedi. Aynı şekilde onlar Japon yemeklerini beğenirken ben de onu sevmemiştim. İçecek olarak ise, çok farklı meyveler bulunduğu için çok farklı meyve suları bulmak mümkün. Hepsini denemeye çalıştık. Favori içeceklerim: Pepsi’nin henüz Türkiye’ye sürmediği Mountain Dew, Kalamansi (bir çeşit turunçgil) suyu, Lychee (tropik bir meyve, Liçi diye çevirenler gördüm) suyu ve Teh Tarık (Malezya’nın ünlü çayı, yoğunlaştırılmış süt ile hazırlıyorlar.). Ayrıca ben kavun aromalı yiyecek ve içecekleri tüketemesem de arkadaşlarım “Kavunlu süt”ün de çok güzel olduğunu söylüyorlardı.

Nereleri gezdin sorusu bana sorulacak en tehlikeli sorulardan biri çünkü anlatmaya başlayınca konuşmayı bırakamıyorum :) Ülke ülke, şehirleri sayacak olursam:

Singapur – Singapur
Malezya – Kuala Lumpur, Penang, Melaka, Johor Bahru, Pahang (Cameron Highlands)
Endonezya – Bali
Tayland – Bangkok, Phuket (şiddetle tavsiye ediyorum), Chiang Mai
Kamboçya – Phnom Penh, Siem Reap
Vietnam – Hanoi, Ho Chi Minh City

Sanırım burada hepsinden bahsetmemeliyim :) Yazının sonuna mail adresimi eklerseniz, özel olarak bu yerlerle ilgilenen insanlar varsa bana ulaşmaları durumunda onlara yardımcı olurum seve seve.

 

Exchange sırasında tanık olduğun ve unutamadığın bir anı veya Singapur’la/okulla ilgili şaşırtıcı bir olay oldu mu?

Yaptığımız en acayip şeyi yazarsam sanırım Singapur’a bir dahaki girişimde (evet ileride orada yaşamayı bile düşünüyorum.) sorun yaşayabilirim :) Ama bunun dışında aklıma gelen birkaç şey şöyle:

– Tayland’da yavru bir filin kız arkadaşımızla öpüşmesi. (Hayvanın hortumu arkadaşımızın yüzünü kapatıyordu.)

– Malezya’da metroda önce omzumda uyuyan bir delinin sonra hepimize çat pat ingilizcesiyle sırayla laf sokuşturup gitmesi.

– Yaklaşık 60 kişinin aldığı ve devam zorunluluğu olmayan bir derste dönemin sonlarında bile derslere gelen kişi sayısının 45-50 olması ve insanların buna “neden bu kadar çok kişi devamsızlık yapıyor ya?” şeklinde şaşırmaları. (Ee, Asyalılar çalışkan.)

– Hiçbir final sınavımızın notunu bilmememiz ve doğrudan harf notumuzu görmemiz.

– Singapur’un tüm yasakları…

 

Son olarak Teknoloji101 okurlarıyla paylaşmak istediğin bir şey var mı?

Bir gün Güneydoğu Asya’yı gezme şansı bulurlarsa bunu kesinlikle ama kesinlikle değerlendirsinler. Herhangi bir soruları olursa da çekinmeden bana mail yoluyla ulaşsınlar.

 Mail adresim:  erdembiyik1 [at] gmail.com

 

11225722_10208303594170841_1152496782628936179_n

Petronas Kuleleri, Kuala Lumpur, Malezya

Fotoğraftakiler (soldan sağa): Erdem Bıyık, Sena Kıcıroğlu, Ömer Mert Aksoy, Enes Sinan Parıldı

 

TEKNOLOJİ101 okurları adına, bu faydalı röportaja katıldığı için Erdem Bıyık’a  teşekkür ederiz.

 

Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi
IEEE Bilkent Teknoloji101 Koordinatörü
Bilkent Bilgi ve Tanıtım Ofisi’nde (BTO) rehber